Çok saftı o. Başına ne geldiyse hep bu saflığından gelmişti zaten. Lanet olası bir iyilikle yaklaşıyordu karşısına çıkan herkese. İflah olmaz bir umutla güveniyordu herkese. Kalbindeki yaraları her seferinde yara bantıyla kapatıp tekrar insanlara güvenmeye başlıyordu. Ne ilk aşkıyla yaşadığı sarsıcı ayrılık ne ona söylenen yalanlar ne de defalarca kandırılması yıkabilmişti insanlara olan güvenini ve sonsuz sevgisini. Her seferinde baştan sevebiliyor ve ne olursa olsun sevme yeteneğinde en ufak azalma olmuyordu. Oyunlar, yalanlar, kandırmalar ona göre değildi hiç. Tek bildiği sevmekti, koşulsuz şartsız ve en içten haliyle sevmek.
Onu tanımayan insanların salaklık dediği bir umutla yaklaşmıştı o adama da. Ne ona dört yıl boyunca söylediği yalanları umursamıştı ne de çevresindeki insanların uyarılarını. Aslında başta çok kararlıydı ona aşık olmayacaktı. Belki yaşadığı kırgınlıkları tedavi edecekti belki de çok sevilen bir insan olmasına rağmen içindeki bir türlü dolmayan sevgi eksikliğini kapatacaktı. Amacını o da bilmiyordu aslında ama umutluydu.
İlişkinin bu raddeye gelmesini beklemiyordu hiç. Ne ona bağlanmak geçmişti aklından ne de güvenmek. Ama sevmeyi alışkanlık haline getirmiş kalbi yine sevdi. Yine iyi niyetiyle yaklaştı. Yine güvendi. Ama bu sefer sevildiğine o kadar emindi ki bu durum onu o kadar da korkutmuyordu. Karşısındaki insanın yıllarca ona söylediği bütün yalanları umutmuş yine o saçma umuduyla kendine bir mutluluk tablosu yaratmıştı. En güzel zamanları, en saf gülüşmeleri, en güzel sevişmeleri hep onunla yaşıyordu. Sarıldıklarında ve adam onun kokusunu içine çektiğinde ne kadar mutlu olduğunu gözlerinden okuyabiliyordu. Bu sefer farklı diyordu kendine hep. 'Bu sefer beni seviyor.'
Bazen korkuyordu aslında. Tekrar onu üzmesinden çok korkuyordu. Ama içinden de kendini teselli ediyordu 'bana yapabileceği başka bir şey kalmadı' diyerek. Dört yıl boyunca her şeyi tükettiklerini sanıyordu. Daha fazla üzemezdi ki onu, en fazla yine bırakır giderdi o da artık koymazdı zaten.
***********************
Beraber olduğumuz süre içinde benim için bu kadar fedakarlık yapan, beni sevdiğine bu kadar inandırabilmiş bir adamın günün birinde ilişkimize üçüncü bir kişiyi sokabileceği hiç aklıma gelmemişti. İlk anladığımda ne hissettiğimi tam olarak bilmiyorum. Çantamı alıp gitmek istemiştim onu hatırlıyorum. Ama önce oturdum, bir sigara yaktım. Bir şeyler söylemesini istiyordum. 'Evet yaptım' diyip en azından o kızla olan ilişkisine sahip çıksaydı belki bir nebze saygı duyabilirim ona yine. Ya da ne bileyim 'lütfen' ve 'yapma'dan başka bir şey söyleseydi bana.. Kafamda binlerce soru belirdiğini hatırlıyorum. Önce inanmadım. İnanmak istemedim daha doğrusu. Yalanlarına inanmak aldattığına inanmaktan daha kolay geliyordu. Canım çok acıyordu ve en mutlu günümüzde böyle bir şey yaşayabileceğimizi hiç sanmıyordum.
O sabah okula şarkı söyleyerek gitmiştim.
Başımın çok ağrıdığını hatırlıyorum. O kadar çok soru vardı ki beynimde, ve o soruları kelimelere dökemeyecek kadar, öylesine güçsüz hissediyordum ki kendimi.. Bir gün önce onunla olmak isterken, bir gün sonra bana dokunabildiğine ve içinin son derece rahat olduğuna inanmak ve bunu farkettiğim an belki de en zoru oldu. Bir şey koptu içimden. Evet bir şey koptu. Kolumu kestiler sanki ya da bacağımı. Yalan söylemekten vazgeçip yaptığını itiraf ettiğinde önce rahatlamış hissettim. 'Bitti' diyip gittiğimde çok rahat ya da çok hissiz hissettğimi hatırlıyorum. Uyuşturucu verilmiş gibiydim. Biraz önce çektiğim bütün acı sona ermişti.
Ben o sabah okula şarkı söyleyerek gitmiştim.. Ve şarkılarımın yerini gözyaşlarımın alacağını hiç tahmin etmemiştim.